Televizyonun Çocukların Zihinsel Gelişimi Üzerindeki Etkileri

Çoğu ailelerin günlük hayatında en çok zaman ayırdığı ve en önemsediği iletişim aracı şüphesiz televizyondur. Doğru kullanıldığında, yani kanallar ve programlar konusunda seçici davranılıp, izleme sürelerinin de bilinçlice ayarlandığı sürece televizyonun tartışılmaz faydalarının olabileceğini düşünüyorum. Ancak bilinçsizce kullanıldığı takdirde televizyon bütün olumlu yönlerini yitiriyor ve zararlı bir hale geliyor, bilhassa çocuklar için. 

Çocuklarda izlenilen programın seçimine ve izleme sürelerine özellikle dikkat etmek gerekiyor çünkü ikisi de doğru belirlenmediği sürece çocuklar üzerinde gerek fizyolojik, gerek psikolojik açıdan olumsuz etkilere yol açabiliyor ve sosyal gelişimini engelliyor. 

Bu nedenle çocukların en az üç yaşına kadar mümkün olduğunca televizyondan uzak durmaları gerekiyor. 

Okul öncesi dönemindeki çocuklar henüz hayal dünyası ile gerçek yaşamı net ayrıştıramazlar, dolayısıyla da yaşlarına ve algılama seviyelerine uygun olmayan programlar onları mutlaka olumsuz etkiler. Sahneler hızla değiştiği için çocuk takip edemez, izlediğini ayrıntılarıyla algılayamaz ve giderek konsantrasyonu azalır. Okul çağında bu olumsuz etkiler mutlaka ortaya çıkar. Çocuk derste ancak çok kısa bir süre için dikkatini toplayabilir ve dersle ilgilenebilir, geri kalan zaman diliminde artık dersi takip edemez ve başka şeylerle ilgilenmeye veya arkadaşlarını rahatsız etmeye başlar. 

Bu sorunun yanı sıra çocuklarda, özellikle de şiddet içeren programları izledikleri takdirde, psikolojik rahatsızlıkların oluşma ihtimali yüksek. Şiddet içeren sahnelerden dolayı çocuklar korku, kaygı ve öfke gibi olumsuz duyguları abartılı olarak algılıyorlar ve şiddet eğilimlerinin arttığı kanıtlanmıştır. Bu durumdan çocuğun sosyal ilişkileri de etkilenir.

Televizyon karşısında uzun süre zaman geçiren çocuklar genellikle grup ilişkilerinden kopuyor, iletişimde zorluk çekiyor ve bazen de gerçek yaşama, bilhassa okul hayatına ve derse uyum sağlamakta zorlanabiliyorlar. 

Ayrıca çocuklar pasif bir duruş alışkanlığı kazanıyorlar, yani aktif ve yaratıcı olmanın doğalarına en yatkın olduğu bu değerli yaşlarda televizyona karşı bağımlı oluyorlar ve kendileri bir şey üretmeden sadece ekrandan verileni tüketiyorlar. Ve bu yaşlarda ilerisi için de belirleyici yaşam alışkanlıklarının oluştuğunu da göz ardı etmemek gerekir. 

Aslında uzun süreli televizyon izlenmesiyle ilgili beliren sorunlar çoğu zaman anne-baba-çocuk ilişkisinde yaşanan eğitimsel sorunlardan kaynaklanıyor, yani aile içi iletişimin zayıflığından veya ailenin çocukla yeterince ilgilenmemesinden. Böyle ailelerde televizyon veya bilgisayar genelde çocuğun bakıcısı gibi kullanılmaktadır.

Peki ne yapmalı? 

Hangi programları izleyebileceğini çocuğunuzla beraber önceden belirleyin ve mantıklı izleme süreleri koyun. Bu şekilde çocukta kontrollü bir televizyon izleme bilinci geliştirilir.  

Televizyonu asla ödül veya ceza aracı olarak kullanmayın, bu ancak onun çocuğun hayatındaki önemini arttırır. 

Anne-baba olarak kesinlikle örnek olunmalı, kendiniz de izlediğiniz programlarda seçici davranıp izleme sürenizi makul bir süreye indirmelisiniz. Çocuk anne-babasının televizyon izleme tutumunu model alacaktır ve davranışlarını bu doğrultuda geliştirecektir. 

En önemlisi ise anne-baba olarak çocuğa zaman ayırmak, onunla gerçekten ilgilenmek ve iyi bir iletişim kurmak. Ona zamanını daha değerli geçirebilmesi adına alternatifler sunmak, örneğin sosyal ya da kültürel alanlarda aktif olmasını sağlayarak.